ENGLISH

REZERVASYON
ÇEVREDEKİLER
 
ANTİK HAVUZ
 


Özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi’nde tam bir sağlık konumunda olan Hierapolis antik kenti ve etrafına kurulan 15’ ten fazla hamama binlerce insan gelir ve sağlıklarına kavuşurlardı. Bugün antik havuzu meydana getiren İ.S. VII. Yüzyılda oluşan depremdir. Sütunlu caddenin yanında yer alan sivil agoraya ait ion düzeninde yapılmış olan (İ.S. I.yy) portik, bu deprem sonucunda oluşan kırık içinde meydana gelen havuzun içine yıkılmıştır.

Antik Havuz, suyun sıcaklığı nedeni ile rahatlatıcı bir etkiye sahip olmasının yanı sıra, birçok hastalığın tedavisinde de etkilidir.

Bu konuda yapılan araştırmalara göre Antik Havuz’un suyu, kalp hastalığı, damar sertliği, tansiyon, romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıklarına, içildiğinde de spazmlı midelere çok iyi gelmektedir. Bu da Roma Dönemi’nden itibaren Antik Havuz’un etrafında sürekli olarak sağlık merkezlerinin kurulmasının nedenini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kaynak: www.muze.gov.tr
 
 
TRAVERTENLER
 


Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır.

Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70 m.lik kısmi çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülmekte ve ortalama 240-300 m. yol kat etmektedir.

Kaynaktan çıkan 35.6 0C sıcaklığında, içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbon monoksit uçarak kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır. Çökelti ilk etapta jel halindedir. Reaksiyon kimyasal olarak; Ca(HCO3)+O2 CaCO+CO2+CO+H2O şeklindedir. Kat kat havuzcuklarında ve kat kat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir.

Kaynak: http://www.pamukkale.gov.tr
 


 
KIRMIZI SU
 


Pamukkale'de travertenlerin beyaz kalmasını sağlayan ''beyaz suyun'' eklem ağrılarına, kadın hastalıklarına iyi geldiği, Karahayıt bölgesindede çıkan demir miktarı yüksek ''kırmızı suyun'' da romatizmal hastalıklar için faydalı olduğu ve bazı fiziksel yaraları kapattığı bilinmektedir.

Termal sularda soğuktan sıcağa, sıcaktan soğuğa giriş yapıldığında kan dolaşımı hızlanmaktadır. Kırmızı suyun özellikle termal turizmde romatizmal hastalıklara, eklem ağrılarına çok iyi geldiği kanıtlanmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından belgelenmiştir. Hem beyaz hem kırmızı suyun bir arada bulunabildiği tek bölge ise Karahayıt bölgesidir.

Karahayıt'ta bulunan kırmızı su ve kırmızı traverten çökeltmesinden çıkan sudaki demir, daha sonra travertenleri boyamakta ve kırmızı renk vermktedir. Pamukkale'deki termal su ise Karahayıt'takine göre daha genç ve içindeki demir miktarı daha azdır, bu nedenle traventerlerde oluşan çökmenin rengi beyazdır. Her iki termal suyun içinde de kalsiyum, magnezyum, bikarbonat ve sülfatlı mineraller bulunmaktadır. Karahayıt'taki suyun sıcaklığı, demiri ve içindeki çözünmüş madde miktarı diğerine göre daha fazladır.

 
 
HİERAPOLİS
 


Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biridir. Denizli’ye 2 km. uzaklıkta bulunan bu alan, ayrıca çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlüdür.

Antik kentin M.Ö. II. yüzyılda Bergama krallarından II. Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan aldığı sanılmaktadır. Eski kaynaklara göre metal ve taş işlemeciliği, dokuma kumaşları ile ünlü olan kent, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu özellikleri ile alan UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

Kaynak: http://www.kulturvarliklari.gov.tr
 
 
KAKLIK
 


Denizli-Afyon karayolunun kenarında bulunan Kaklık Mağarası , Büyük Menderes nehrinin önemli bir kolu Çürüksu çayının , Kaklık kasabasının kuzey ve batısında oluşturduğu geniş alüvüyon ovanın kuzeyinde yer alır. Mağara , yüksek dağları oluşturan kayaların, ovada kaybolduğu yerde gelişmiştir.

Kaklık Mağarası damlataşı, sarkıtları ve dikitleriyle süslü olup,Pamukkalede bulunan travertenlere benzer ,traverten basamaklarıyla eşine rastlanmaz güzellikte olup, Küçük Pamukkale veya Mağara Pamukkale olarak adlandırılmaktadır. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır.Berrak,renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

Kaynak: http://yigm.kulturturizm.gov.tr
 
 
LAODİKYA
 


Laodikeia Antik Kenti, Denizli İli'nin 6 km. kuzeyinde yer almaktadır. Helenistik kent, M.Ö. 3. yy.'ın ortalarında Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulmuştur. M.Ö. 130/129 yılında ise bölge tamamen Roma'ya bağlanmıştır. Hıristiyanlığın ilk 7 kilisesinden birine sahip olan kent, Erken Bizans Dönemi'nde metropollük seviyesinde dini bir merkez haline gelmiştir.

Laodikeia'da yapılan kazı çalışmaları, Erken Kalkolitik Dönem (Bakır Çağı, M.Ö. 5500'den M.S. 7. yy.'a kadar) kesintisiz yerleşimlerin varlığını ortaya koymuştur. Laodikeia, önemli arkeolojik kalıntılara sahiptir. Yaklaşık 5 kilometrekarelik alana yayılan Laodikeia'nın önemli ve günümüze kadar gelebilen yapıları içinde; Anadolu'nun en büyük stadyumu, 2 tiyatrosu, 4 hamam kompleksi, 5 agorası, 5 nymphaeumu, 2 anıtsal giriş kapısı, Bouleuterionu, tapınakları, Peristylli evleri, Latrina, kiliseleri ve anıtsal caddeleri sayılabilir.

Kaynak: http://www.kulturvarliklari.gov.tr